23 Şubat 2015 Pazartesi

Sahneye Çıkma ve Paylaşma Zamanı Geldi!

Dinle!

Bir araya gel, geçmişe bak, işbirliği yap, sorunları bul, soru sor, çalışmaların sonuç odaklı olup olmadığını gör ve yeni girişimlerde bulun.  İletişimi sağlam temellerde kurmak için; DİNLE!

MCT' nin düzenlediği 20. İK Zirvesi 11-12 Şubat 2015 tarihlerinde düzenlendi.

Son sözümün; "MCT bu işi çok iyi yapıyor" olduğu zirveden arda kalanları İK bloggerları teker teker bloglarında işliyor. Davetleri için bir kez daha başta; Alper Utku, Didem Tekay ve Tanyer Sönmezer olmak üzere tüm MCT ailesine teşekkürlerimi sunarım.

Zirvenin teması; "SAHNE SENİN" idi. Sonrası ise; Varlığınla Fark Yarat...

360 derece sahne konsepti "Sahne Senin" temasına en uygun olandı. Daha farklısı, daha iyisi yapılana kadar
kuşkusuz 360 derece sahne en iyisi olarak kalacak.

Ne Y kuşağıydı derdimiz, ne sosyal medya... Bütün kelamlar özümüz üzerineydi.

"İnsan ilk önce kendisini tanıyacak, varlığını farkedecek ki; fark yaratabilsin."

Dönüşüm alanındayız. Sahne kuruldu, zaman geldi.  Artık sahneye çıkma ve paylaşma zamanı.

Kalbimizin 4 odası var ve her birinin ayrı becerisi bulunmakta. Bunlar; Farkındalık, Cesaret, Yaratıcılık ve Bağlanabilme özelliği.  Sahip olduğumuz bu özellikleri farketmeliyiz.

Farkındalık için Nijerya'ya gittik Father Anselm Aboda'ya dokunduk. Cesaret için Ürdün'den Lina Covrage ile, Yaratıcılık için Hindistan'dan Dr. Radhike Khanna'yla, Bağlanabilme özelliği için ise Mısır'dan Dr. İbrahim Aboulesh ile tanıştık. 

Modern hayatta yarattığımız olgu; Meşguliyet

Zaman kimine göre en yetersiz olan. Boş zamanımızın yokluğundan dem vururuz. Meşguliyeti yaratanın ve değerli hale getirenin kendimiz olduğunu bilmeden. Bu durum stresi beraberinde getiriyor ve üretkenliğimiz olumsuz yönde etkileniyor. Günde 20 dk. bile olsa ideal olabilmeyi başardığımızda ise yaratıcılık bizi buluyor. Meşguliyetten uzak olduğumuz o an kendimizi keşfetmemiz mümkün hale geliyor. 

Gelişmek için ihityacımız olan; yalnızlık olsa da eyleme geçmek için diğer insanlara ihtiyacımız var. Doğduğumuz andan itibaren diğerleri tarafından yüklenen kimliklerimiz var. Bunlar bizim sırt çantamız oluyor. Büyüdükçe kendi kimliğimizi seçmeye başlıyoruz. Bu iki kimlik arasında seyrüsefer etmeyi bilmek lazım. 

Farklılıkların gücü ile birliğin kuvvetini birleştirebildiğimiz noktada artı değere geçiyoruz. Kimliğimizden çıkıp kültürlere gittiğimiz zaman da böyle. Bu noktada öz cümle;

"Küresel düşün, yerel haraket et!"

Konuşmacılardan biri; " Böyle toplantılarda sıkıldığım her an için 1 dolar alsaydım burada olmazdım. Tanyer (Sönmezer) sıkmadan devleşiyor." demişti. Tanyer Sönmezer'in sunumunu sahne gösterisi olarak nitelersek yanlış olmaz sanırım. Sahnede var olmanın ötesinde devleşenlerden kendisi.

Tiyatral sunumunda liderlerin sahnede olmadıkları anda, haklarında oluşturulan mitlerle nasıl var olduklarını aktaran Sönmezer İK Zirvesi'16 kapsamında merakla beklenen kişilerin başında yer alıyor. 

Sunumun sonunda MCT çalışanlarının şenliği görülmeye değerdi. Samimiyetin, varlıklarıyla fark yaratanların en güzel örneğini sundular katılımcılara. Bu enerji daha nice İK Zirvelerini beraberinde getirir.

"Ben uzmanı olun" diyen bir ikili vardı sahnede. Ece Sueren Ok ile Mehmet Namık Aydın'dan bahsediyorum. Geçmişten gelen birikimle farkındalık yaratan bir sunum gerçekleştirdiler.

Farkında olmaya verilen örnek "işte bu" dedirten cinstendi. İnsanoğlu varolduğundan beri nefes alıyor ama oksijen 1774 yılında bir element olarak bulunuyor. Bu örnekten yola çıkarak diyeceğim; Sahip olup farkında olmadıklarımızın bizim açımızdan değerini bildiğimiz o gün kendi oksijenimizi bulacağımız gerçeğidir. Oksijenimizi başkalarının bulmasına izin vermeyelim ve senin oksijenini ben biliyorum diyene inanmayalım. 

Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu senede akılda kalan bir sunum gerçekleştirdi Mehmet Kızıltaş. Sahneye çıkmadan verdi dersimizi. Aramızdaydı, bizimleydi. Ne kadar görebildik, farkedebildik? Sormak lazım. Katılımcıların elleri havadayken bir soru geldi; "Kaçınız engellilerle ilgili bir projeye destek verdi?" Cevabı olumlu olanlar ellerini indirsin dediğinde ise tablo ortadaydı, büyük çoğunluk elleri havada kaldı. Elini indirenlerden olsam da, eksiğim ve farkındayım. Geçen senenin süpermen'i bu senenin Don Kişot'u olan Mehmet Kızıltaş'ı bir kez daha ayakta alkışlıyorum. 

     

Son olarak paralel oturumlarda ,online sunumlar ile sahnede yer alan Zuhal Aslan ile Müge Arslan'dan bahsetmek istiyorum. Onlar blogger hem de ödüllü bloggerlardan, onlar bizden biri. Müge Arslan Ters yüz öğrenme sistemiyle ilgili hazırladığı video'ya değinirken, Zuhal Aslan ise blog yazarlığı ile ilgili hazırladığı videodan bahsetti. Sahnede varlıklarının artarak devam etmesini diliyorum.

İK Zirvesi'16 için gün saymaya başlayabiliriz...







Bizlere değer katan tüm konuşmacılara, bu katma değer ortamında varlığımızı sağlayan MCT'ye tekrar teşekkürlerimi sunarım.

 Biz İK bloggerları olarak İnsana Dair; Farkında olmaya ve Fark yaratmaya devam edeceğiz. Takipte kalın.:) 


2 yorum:

  1. Tebrik ederim çok başarılı bir yazı olmuş. Ellerine sağlık.. Farklılığın farkındalığınla.. ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, beğenin mutlu etti. :)

      Sil