8 Kasım 2014 Cumartesi

İK Yolcusu 22. PERYÖN İnsan Yönetimi Kongresi'ndeydi!

                                      

Dolu dolu geçen iki günü geride bıraktık. 22. PERYÖN İnsan Yönetimi Kongresi 04-05 Kasım tarihlerinde Lütfi Kırdar Kültür ve Kongre Merkezi'nde gerçekleşti.

Kongre programında; Ana oturumlar dışında 29 paralel oturum, 6 beslenme çantası oturumu vardı. Birbirinden değerli konuşmacıların yer aldığı oturumlardan bizde payımıza düşeni aldık, kesemizi doldurduk. Kongre sonunda; yeni kararlar, yeni heyecanlar... Evet, kongreler beni motive ediyor ve enerji dolu oluyorum. :)

Katıldığım kongreler içinde en hareketli geçirdiğim kongreydi diyebilirim. Paralel oturumların çoğu ana oturum modundaydı. Hangisini seçsem, aklım diğerinde kaldı. Neyse ki bu durumda bloggerlar sayesinde katılamadığım oturumlardan haberdar oldum.

Bir oturum vardı ki; iyiki buradayım dedirten cinstendi. Kesinlikle kongrenin, benim için, zirve oturumuydu. Elif Duru Gönen moderatörlüğünde, Ümmiye Koçak'ın katılımıyla gerçekleşen; "Fark Yaratanlar! Yoktan Var Edenler!" oturumu tüm katılanları sarsacak, kendine getirecek, uykudan uyandıracak etkideydi.

Ümmiye Teyze (Teyze hitabını sorun yapmayacak enerjiyi yakaladığımdan böyle yazıyorum.) öylesine güzel dersler verdiki, tüm kapılarını kapalı tutan kişiler bile, en saf halleriye "Hoşgeldin" dedi ondan gelenlere.

Yaşanmışlık! Sözün özü...

Bu yaşanmışlık öyle bir şey ki, sadece konuşulanlarda göstermiyor kendini. Davranışlarda, insanlara olan yaklaşımlarda, bakışlarda... sonuna kadar hissettiriyor kendini.

Ümmiye teyze, sadece yaşadığı hayatı değil, algılayış biçiminden ortaya çıkardığı hayatını aktardı bizlere. Aslında hepimiz farklı boyutlarda aynı şeyleri yaşıyoruz, ama hepimiz aynı oranda algılayamıyor, aynı etkide hayatlarını sürdürüp, bu düzeyde kararlar alamıyor...

Yaşadığı/Yaşadığımız hayatı üst düzeyde algılayan Ümmiye Teyze, bizim de kapalı olan algılarımızı açmaya çalıştı. Buna izin verene ne mutlu!

Samimiyet, doğallık, saflık... aradığımız. Katılımcıları gözlemledim. Evet, bu duygulara denk geldiğimizde kendimizi buluyoruz, varlığımızı hissediyoruz. Böyle tesadüflerde haberdar olduklarımızı, tüm akışta unutmamaktır dileğim...

Anlamışsınızdır ne kadar etkilendiğimi. Bu etkiyi ne bir yazıda aktarabilirim, ne kitap yazsam yetinebilirim. Umarım herkese ulaşabilir bu enerji.

                                        
 ** Ümmiye Koçak Fark Yaratanlar Belgeselini buradan izleyebilirsiniz.

Tek tek oturum içeriklerinde neler anlatıldı paylaşmayacağım. Biz bloggerlar, güzel notlar aldık. Bu notlar bir çok yazıyı etkisi altına alacaktır ve küçük dozlar şeklinde size ulaşacaktır.

Konuşmalarda yer alan klasikler vardı; Y kuşağı, liderlik, sosyal medya, gelecek, yapay zeka, yetenek yönetimi... Önemli içeriklerinden biri kuşkusuz İş Sağlığı ve Güvenliği oturumlarında yer alan konuşmalardaydı. 4 konuşmada aynı oturum sürecindeydi. En azından 2-2 diğer paralel oturum süreçlerine dahil edilseydi daha güzel olabilirdi. Ülkemizin kanayan yarasını barındıran bu konu kongrelerde daha fazla yer almalı, daha fazla tartışılmalı, daha büyük cümleler kurulmalı...

İSG oturumlarında katıldığım, "Yeni İSG Yasasının Yasal ve İnsani Boyutu ile İşveren ve Çalışan Sorumluluğu" başlıklı oturumda takipçisi olduğum Doç. Dr. Erdem Özdemir'i dinlemek güzel oldu.

Konuşmacılardan bazıları "İnsan Yönetimi" kavramını garipsediklerini belirttiler konuşmaları sırasında. Personel yönetimi, insan kaynakları yönetimi, insan yönetimi... her zaman eleştiri bulan kavramlar olsa gerek. Yetenek yönetimi büyüyor. Hepsinin yerini alır yakın zamanda. Yinede kavramlara fazla takılmamak gerek diye düşünüyorum. Kavramların içinde üstlendiğimiz tavırlar, roller önemli olan.

"İnsan yönetilmez, yönlendirilir. Yönetilen süreçlerdir." bakış açısı yanlış olmadığı gibi, İnsan yönetimi kavramı altındaki rollerin bakış açısını etkilemesi doğru olacaktır.

Bahsetmek istediğim diğer bir konu ise; "Kişisel İş Modelleme: Kariyer ve Yetenek Yönetimi İçin Yeni Bir Yaklaşım" oturumunda uygulamalı olarak oluşturduğumuz kişisel iş modeli.
                                    

Kişisel iş modelimizi dört aşamada hazırlıyoruz;

1) Yaptığımız işin temel faaliyetlerini belirlemek,
2) En önemli müşterilerimizi belirlemek,
3) Değer önermesi ( Hitap ettiğimiz kitleye nasıl yardımcı oluyoruz?)
4) Hangi kanalları kullandığımızı belirlemek.

Kişisel iş modeli yaptığımız iş her neyse, bulunduğumuz noktayı görebilmemizi ve planlarımızı ona göre yapmamızı sağlayacak çok güzel bir metod. Bundan sonra bu dört aşamayı yaptığım işlerde inceleyeceğim.

Yukarıda klasik konulardan bahsederken, "yapay zeka" demiştim. Çok klasik bir konu olmasından ziyade fütüristik bir konu. Robotlar gelecek işimizi elimizden alacak. Bilgisayarlar herşeyi yapacak. Bize ihtiyaç kalmayacak. Ben tam anlamıyla insanın sınır dışı edileceğine inanmıyorum. En azından ülkemizde bu durumun gerçekleşmesi bir hayli zaman alır.

Günümüzde önem kazanan bir diğer konu ise; Sosyal medya. İnsan kaynaklarında süreçleri etkisi altına alan bu kanala her konuşmada, neredeyse, rastlamak mümkün.

"İK'nın yol arkadaşı; yetenek avcıları" oturumunda da sosyal medyadan bahsedildi. Sosyal medyanın karar verme sürecinde sadece bir veri olarak algılandığını, bırakılan izlerin önemli olduğunu, adayı bulmak için kullanılmasından ziyade, adayı anlamak için kullanıldığını, bu amaç doğrultusunda ön yargılardan uzaklaşmamız gerektiğini... bizzat yöneticilerden dinledik.

Yukarıda dediğim gibi her oturumdan alıntılar yapmayacağım. Benim gözümde parlayanlar içinden seçtiklerime değindim bu yazıda. İki gün süren kongrede bir çok ipucu yakaladım. Bu ipuçları doğrultusunda daha çok yazı çıkar.
                                         
İK Blog yarışmasına değinmeden olur mu? Benimde blogumla yer aldığım oylama ve seçme sonuçları ikinci günün ilk saatleri açıklandı. Finalistler banaisbul.com ile İbrahim Babadağı ve İk Amatörü blogu ile Ali Cevat Ünsal olurken, kazanan İKulis.net ile Zuhal Aslan Çiftçi oldu. Başarılarından dolayı hepsini tebrik ediyorum. Böylesine kaliteli bloggerlarla, kaliteli bir süreçte yarışmaktan dolayı mutluyum. Bakalım seneye kimlerin yüzü gülecek? :)

Kongre yazımı bitirmeden teşekkürlerim var. İlk önce bu organizasyonda emeği geçen herkese, böyle bir ortamda bulunmamı sağlayan PERYÖN Genel sekreteri Özlem Helvacı'ya, katılım sürecinde iletişimde bulunduğum Eda Dağdelen'e sonsuz teşekkürler.

Önümüzdeki yıl  PERYÖN'ün düzenleyeceği Dünya Kongresi için şimdiden geri sayım başlatabiliriz.

İyi yolculuklar. :)

                       










0 yorum:

Yorum Gönder