11 Temmuz 2014 Cuma

Facebook Yüzünden İşinden Olanlar





Sosyal medyanın  insan kaynakları süreçlerini etkilemesi belirli bir süredir gündem konusu. Sosyal cv, sosyal işe alım gibi yeni kavramlar doğuyor.Kurumlar açısından kurumsal sosyal medya politikaları, bireyler açısından otokontrol sisteminin geliştirilmesi sosyal medya kullanımı için önlem alıcı adımlar olarak kabul edilebilir. Sosyal işe alımın etik boyutu tartışmaya fazlasıyla açık bir konu olsa da, uygun olarak sosyal medyadan yararlanılan işe alımlar, hem adaylar hem de kurumlar açısından karlı bir hal alabilir.

Sosyal medya işe alımı etkilediği gibi çalışanların işten çıkarılmasını da etkilemektedir. İş hukukunun temel ilkelerini koruma amacıyla sosyal medyanın işten çıkarmalara olan etkisini destekliyorum. Bu durumunda etik boyutları esnektir. Düşünce özgürlüğü, özel hayat vb. durumlar da korunması gereken haklar arasındadır. Bazen bu haklar gözardı ediliyor.İş etiği, sosyal medya konusunda korunması gereken önemli bir konu. Kurum kültürü adı altında yöneticinin dünya görüşü yer alıyorsa sosyal medyanın insan kaynaklarına etkisi etiklik den uzaklaşıyor.

Sosyal medya sayesinde hepimiz sahnedeyiz ve yaptıklarımız göz önünde. Herkesle aynı olmadığımız gibi yöneticilerimizle de aynı olmayabiliyoruz. Bu aynı olmama hali sahnede göründüğümüz gibi sahneden indirilmemize  sebep olduğu zaman işler karışıyor.

Durum böyleyken 10.07.2014 tarihinde  radikal.com İnternet sitesinde bir galeri yayımlandı. Galerinin içeriğinde Facebook yüzünden işinden olan 17 kişi yer alıyordu. Bunlardan doğru bulduklarım olsa da yanlış bulduğum ve desteklemediğim işten çıkarmalar yok değil. 17 olaydan bazılarına göz atacak olursak;

İlk olarak bahşiş olarak sahte para veren müşterileri facebook üzerinden aşağılayan garsonun işten çıkartıldığı bilgisi verilmişti. Bir söz vardır "müşteri her zaman haklıdır." Müşterinin haklı olması ne yaparsa yapsın doğru olduğu anlamına gelmez ama "sabır" böyle işlerin temeli olmalıdır. Belki, müşteri gerçekten  eleştiriyi hak eden bir davranış sergiledi ama eleştiriyi sosyal medyada aşağılama boyutunda yapmak da etiklikten uzaktır. Hiç bir mekan sahibi müşterinin arkasından konuşan birisiyle çalışmak istemez.



Bir başka durumda ise; bir parti sabahı arkadaşlarından birisinin vücuduna bazı simgeler çizdiği ve uyurken çekilmiş bir fotoğrafını Facebook'ta paylaştığı için işinden olan bir çalışandan bahsedilmişti. İşte burada kilit nokta olan özel hayat devreye giriyor. Bu kişi iş yerinde çalışma arkadaşlarını boyayıp, işte uyurken fotoğraf çekilmedi ise bu davranışları özel hayatında sergilemesi nasıl bir sorun ortaya çıkartabilir?  Katıldığı partiler işini aksatmasına neden oluyorsa o farklı bir konu oluşturuyor. İşe alım sırasında bu fotoğraflar görülseydi, kurum kültürü ya da patronun dünya görüşü kılıfına sokularak işe alım gerçekleşmeyebilirdi ama bu aşama da işten çıkarmaya sebep olması ne kadar doğru, tartışılır.Bu olayda devreye girmesi gereken kavram ise; "saygı" dır.


Bir hastane çalışanının hasta yataklarında "planking" yapıp çekildiği fotoğrafı facebookta paylaşması iş etiğine ters bir durumdur, fikrimce. Bu durumun bir disiplin konusu haline gelip, işten çıkarmayla sonuçlanması normal karşılanabilir.

Bir diğer olay; çalıştığı takımın transferleri hakkında yorum yapan maskotun işten çıkartılması. Eleştiriye tahammülsüzlük, sürekli şakşakçıları zirveye çıkarmak ne kadar başarıya götürür merak ediyorum. Ayrıca eleştiriyi yapan kilit bir pozisyon değil. Pozisyon küçümsemek gibi bir amacım yok. Kostümü çıkarınca bir taraftar olan bir çalışanın fikirleri saygıyla karşılanmalıdır. Neticesinde bir siyasi partinin dava ruhuna aykırı davranan bir üyesinden bahsetmiyoruz! Eleştiri güzel şeydir!

Galeride yer alan işten çıkarma durumlarından diğeri; çalıştığı havayolu şirketinin eksiklerini, rakipleri karşısında ve müşterinin gözünde değer kaybedeceği şekilde Facebook'ta ifşa eden çalışanın işten çıkarılmasıdır. Bu olay iş hukukunun temel ilkelerine aykırı bir durumdur. Ortada bir usulsüzlük varsa, bu usulsüzlükleri ortaya çıkarma yeri Facebook değildir. Hukuki yollardan işten ayrılarak, yine hukuki yollara başvurup şirketin denetime tabii tutulmasını sağlama yolu daha etik olacaktır.


Günümüzde öğretmen - öğrenci ilişkileri daha samimi bir hal aldı. Öğretmenlerimizi sosyal medya hesaplarından eklememiz, onlarla iletişim kurmamız doğal bir durum. Fakat bir öğretmenin, öğrencisinin fotoğrafına "bu çok seksi bir poz" gibi yorum yapması eğreti bir durumdur ve tepki çekecektir. Ama öğretmenin içki kadehli bir pozu ne kadar sorun teşkil eder, tartışılır. Bir ilkokul öğretmeniyle, lise öğretmeni olmak öğrenciler arasında fark yaratacaktır. Bu fark bu durumu değerlendirme konusunda da farklılıklar doğurabilmektedir.

Yine başka bir olay; Facebook'ta çok takıldığı için işten ayrılması istenilen rahibenin başına gelmiş. Artık sosyal medyada bulunma süresi ortada ve bu durum normal sayılmaya başlandı. Eğer bir çalışanın sosyal medyada bulunduğu süre işini aksatmasına sebep olmuyorsa bu durumun işten çıkarmayla sonuçlanması doğru kabul edilmeyebilir.



Son olarak; migreni olduğunu söyleyip evde Facebook'a giren kadının işten çıkarılması durumu yer alıyor. Migren ağrısı yaşayanlar bilir. Migreni bir insanı çalışamayacak duruma getiriyorsa, Facebook'a girebilecek enerji bırakmaz. Hasta olduğu için işten izin alan ama sosyal medyada gezdiği yerlerde çekildiği fotoğrafları paylaşan adayın işten çıkartılması durumu da aynıdır.

Yalancının mumu yatsıya kadar yanmıyor artık, yalancının mumu sosyal medya hesaplarına bakılana kadar yanıyor. Bunu unutmamak gerekir. Sabır, saygı, etik ve daha bir çok kavramı benliğimizde barındırarak sosyal medyada hareket edersek böyle durumlarla karşılaşmayız belki. Tabii çok taraflı bir alan iş dünyası, ama bizim görevimiz bize düşeni elimizden geldiği kadarıyla en güzel şekilde yapmaktır.