30 Mayıs 2014 Cuma

CV'ye Yazmadıktan Sonra Ne Önemi Var?


                                 

Yakın olarak tanıdıklarım, simaen tanıdıklarım, sosyal ağlar sayesinde tanıdıklarım... O ya da bu şekilde yollarımızın kesiştiği, mesleki anlamda gelişimlerini düşünen güzel insanlar...

Güzel bir seslenişin başlangıcı oldu hitap kitlemi belirttiğim giriş cümlem.

Evet bu bir sesleniş. Şahsıma en çok sorduğunuz bir soruya toplu cevap olarak görelim.

Yolun başında olan bana, kariyerini düşünen bir kişinin bile soru sorması; onur ve mutluluk veriyor. Her soruyu cevaplayacak ya da herkesi yönlendirecek donanıma sahip değilim. Neticesinde ben bir yolcuyum ve yolumun henüz ilk duraklarında soluk alıyorum.

Bana en çok yöneltilen soruya gelecek olursam; "Önereceğin sertifika programları var mı?"

                                                  


Önereceğim kitabı, takip edebileceği bir uzmanı ya da benim yaptığım herhangi bir şeyi soran çok az. Kitap okumak emek ister. İşin uzmanını takip etmek süreklilik, süreklilik ise yine emek ister. Benim yaptıklarım/yapmaya çalıştıklarım/ yapacaklarım da emek ister. Sertifika programı ise; zaman ve biraz para kaynağı, bir parça ulaşım çabası, belirli süreli oturma eylemi ve sonunda genelde unutulan bilgilerden oluşur. 

Sertifika programlarını beğenmiyor muyum? Asla öyle anlaşılmasın! Ben bu soruyu bana soranların amacı olan kağıt parçasını beğenmiyorum. 

Günümüzde bilgiye ulaşmak çok kolay. Uzmanlara ulaşmak da çok kolay. Sosyal medya olmasaydı uzmanlarla nasıl iletişim kurardım, düşünemiyorum. Aslında o sertifika programlarında eğitim veren çoğu kişiye, hatta bilgi paylaşımını daha olanaklı kılan uzmanlara bu kanallardan ulaşabiliriz. Yani kaynağın çok olduğu bu ortamda bilgiye ulaşmak için, biraz emek ve gönülden istemek gerekiyor. 
Sertifika programları uzmanlara ulaşmaktan daha mı cazip geliyor hala?

Asıl istediğinizi biliyorum ve anlıyorum. Amaç; CV' ye yazılmaya layık, göze gelen bir program ismi ve onu veren kurumun büyük harflerle yazılmış markası, değil mi?

Mülakatlarda CV'ye yazdığımız kadardan az olmak var, bir de yazmadığından fazlası olmak...

Evet, belki okuduğumuz kitabı CV'mize yazmayacağız. Bir uzmandan öğrendiğimiz bilginin değeri CV'mizde yer almayacak. Bizim yaptığımız, bir kurumun bizim için düzenlediğinden fazlası olamayacak belki. Ama CV'de yazdığımızdan daha fazlası olabileceğimiz gerçeği çok daha cazip olsa gerek.

Şimdi beni daha iyi anladığınızı düşünüyorum. 

Eğitimlere katılacağız, sertifikalı ya da sertifikasız bize yararlı her programı takip edeceğiz. Ama önceliğimiz bir kağıt parçasını, bir kağıt parçasına eklemek olmayacak. Seçtiğimiz bu programları da, sadece bilgi vermekten ziyade, ilham vermeyi öncelik haline getiren programlardan oluşturacağız. İlham alalım ki, program sonunda unutmayacağımız ve unutulmayacak işler ortaya çıkaralım. Bizim yaptıklarımız çok değerli, bunu unutmayalım!

Benden "önerebileceğim sertifika programı" istediniz ben size bu satırları verdim. Cevabımdan sonra tek amacınız bir kağıt parçası değilse, size bir önerim olacak;
                                 
                                                          Webinar 2

Kaynağım İnsan blog yazarı; İpek Aral'ın büyük hizmeti olan "Webinar"ları kesinlikle kaçırmayın. Sonunda verilen bir sertifika olmasa da, İnsan kaynakları alanına gönül vermiş herkesin, mesleğin duayeni bir isimden öğreneceği çok şeyin olduğuna inanıyorum.

Biraz emek vererek <linkteki> yönlendirme sayesinde bu hizmetten haberdar olabilirsiniz. Evimizin konforunda bize böyle bir iyilik yaptığı için İpek Aral'a sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

"CV'me yazmadıktan sonra ne önemi var?" demeden değer kazandığımız günlerimiz olsun. :) 








14 Mayıs 2014 Çarşamba

Bugün Yasımız Vardı!

Bugün yasımız vardı. Kiminin gözünden inen, kiminin içini delen yaşımız vardı.

Acımız sayının büyüklüğünden dolayı değildi büyük. Gözümüzün körlüğünden, bir annenin çığlığından, bir çocuğun umutsuzluğundan, bir kadının dilinden dökülenden sebep büyüktü...
                                    
                                        
Çıkardıklarına kara elmas denilmişti ama gözünden akan yaşa bir değer verilmemişti.

15 yaşında kapkara derinliklerde kaybolacak yaşamlar varmış bu topraklarda. "Senin orada ne işin vardı?" demenin anlamsızlığı, "seni buna kim mecbur bıraktı?" demenin gerçekliğinden çok büyüktü.

2011'de bulunamamış 9 can üzmüştü bizi.
2012'de 81 kez yanmıştı canımız.
2013 Ocak'ta 8 yaşamla birlikte sönmüştük günübirlik.
"2014 yakma canımızı" dedik, büyük yaktı.
245 belkide daha fazlası acıttı canımızı.
245 baba, 245 koca, 245 evlat... 245 can!

Bugün üzgünüz, yarın da yastayız.
Diğer gün "Hayat devam ediyor" diyeceğiz.
Utanıyorum!
2015 canımızı yakana kadar uyuyacağımız uykudan dolayı utanıyorum!

Ne kader, ne kaza... Uykudan uyandırılmak isteniyoruz her sene sadece, uyanmamak için inat ediyoruz.

Bu sefer uyanma zamanı gelmedi mi?

İşçi hakları korunmadığı ölçüde dezavantajlı bir gruptur!
İşçinin korunması gereken en temel hakkı; yaşama hakkıdır!


                                 

6 Mayıs 2014 Salı

Sosyal Medyanın Özellikleri ve İnsan Kaynaklarına Etkileri


 Sosyal medya her alanı etkisi altına aldığı gibi çalışma hayatını da etkilemektedir. Tabii bu yeni dünyaya duvarlarını örenler, onu görmezden gelenler fazlasıyla mevcut. Bazen ben de kendime sormuyor değilim; Acaba çok mu büyütüyoruz gözümüzde diye. Sonra bu olguya yaklaşımımın büyütmek olmadığını, tam anlamıyla farkında olmak olduğunu hatırlıyorum.



Sosyal medya toplumsal hayatı etkilemiyor dersek, Arap Baharını, Wall Street’i, Gezi olaylarını görmezden gelmiş oluruz. Yönetim’i yönetişime çeviren bu olguyu, Barack Obama’nın başarısının sırrını küçümsemek ayıp olur.


Ekonomik hayata etkisine gelirsek; ortaya çıkan toplumsal olayların oluşturduğu ekonomik etkiyi, Obama’nın yaralandığına dair sahte bir tweet’in borsaya etkisini, Hatta İzlanda’nın kurtuluşuna sebep olduğu varsayımını görebiliriz.


Peki ya çalışma hayatına etkisi?

                                 

İş’in kaynağının insan olduğunu biliyoruz. Aynı şekilde sosyal medyanın kaynağının da insan olduğunu söyleyebiliriz. İş’in olması için emek, emeğin olması için ise insan lazımdır. Eğer sosyal medyada da var olmak istiyorsak ilk olarak biz olmamız ve beraberinde emek vermemiz gerekir.


Sosyal medya ve iş’in ortak noktasına insan dersek, insan kaynakları süreçlerine, yönetim anlayışına sosyal medyanın etkisini öngörebiliriz.


Sosyal medyanın etkilerinden kısaca bahsettikten sonra, sosyal medyanın özellikleri ve bu özelliklerin yönetim anlayışlarında var olup olamayacağına değinmek istiyorum.


Erhan Akar Sosyal MedyaPazarlaması kitabında, sosyal medyanın özelliklerini şu şekilde sıralıyor.


·             Katılım,

·            Açıklık,

·            Karşılıklı konuşma,

·            Topluluk,

·             Bağlanmışlık/bağlantılı olma.


Sosyal medyanın katılım özelliği; geri bildirim almayı, herkesin katkı sağlamasını teşvik etmektedir. İnsan kaynaklarının gelişen süreç içerisindeki amaçlarından birisi; çalışanların katılımcı olmaları ve her çalışanın bir iş ortağı haline getirilmesi değil midir?  Katılım özelliği medya ve izleyici arasındaki çizgiyi bulanıklaştırırken, insan kaynaklarının sosyalleşmesi de şirket ve çalışan/aday arasındaki çizgiyi bulanık hale getirecektir. Görünür duvarları yıkalım, görünmeyen çizgiler bizim olsun. J


Sosyal medyanın bir diğer özelliği olan açıklık; sosyal ağların katılım ve geri bildirime açık bir yapıda olması özelliğinin tanımıdır. Bilgi paylaşımını, oylamayı ve yorum yapmayı destekler. İçerikten faydalanma ve giriş için nadiren engeller vardır. Şifre korumalı içerikler beğenilmez. Sosyal medya ile birlikte yönetim anlayışının yönetişim anlayışına dönüşmesi, şirketlerin yönetimi içinde öngörülebilir. Çalışanların motivasyonunu arttırıcı etmenlerden biri olan şeffaf yönetim, kararlara katılım, yorumlarının değerlendirilmesi; yetenek yönetimi, işveren markası ve sosyal medya kavramlarıyla birlikte gelişen bir hal alacaktır. Aynı şekilde Y kuşağının yönetimde yer almasıyla birlikte açıklık daha fazla ön plana çıkacak, yönetim ile çalışan arasında örülen engeller daha ulaşılabilir bir hal alacaktır.

 
Sosyal medyanın üçüncü özelliği olan karşılıklı konuşma; geleneksel medyanın sistemi olan “herkese yayın” ilkesi yerine sosyal medya ile birlikte daha fazla güçlenen “iki yönlü karşılıklı iletişim” ilkesinin kavramsal tanımıdır. Yönetişimler de olması gereken karşılıklı iletişim, sosyal medyanın bireylerde oluşturduğu kendini ifade etme özelliğini işletmelere taşıyacaktır. Yine Y kuşağının önemli özelliklerinden biri olan, dinlenilme ve konuşmalarının dikkate alınması ihtiyacı, sosyal medyanın karşılıklı konuşma ilkesini insan kaynakları yönetimlerinde kendisini gösterecektir.


Bir diğer sosyal medya özelliği olan topluluk; sosyal medyanın daha hızlı ve etkili iletişimi biçimlendirmede toplulukları olanaklı kılma özelliğinin sonucudur. Topluluklar, sevilen bir resim, politik bir konu ya da favori TV şovu gibi ortak ilgileri paylaşırlar. İşletmelerde ekip çalışmalarında takım olma duygusu zor yakalanan hassas noktalardan biridir. Sosyal medyanın topluluk olmayı desteklemesi, takım olmayı ve ekip çalışmasını güçlendirecektir. Aynı zamanda, sosyalleşen insan kaynakları uygulamaları çeşitli sosyal aktivite gruplarıyla şirket içi motivasyonu arttırmayı amaçlamaktadır. Bu yönden de insan kaynakları bugünü ve yarınıyla sosyal medya ile benzemektedir.


Sosyal medyanın son özelliği bağlanmışlık/bağlantılı olma; çoğu sosyal medya türünün gelişmesini destekleyen bağlanmışlık ile gelişmekte ve diğer sitelere, kaynaklara ve insanlara bağlantıları kullanmasının kavramsal tanımıdır. Küreselleşen dünyada insan kaynaklarının çerçevesi genişlemektedir ve bu durum daha geniş bir kitleye hitabı gerektirmektedir. Yetenek yönetimiyle birlikte gelişen dış kaynak kullanımı (outsourcing) bağlantılı olmayı beraberinde getirmektedir. Yine sosyal ağlar ile potansiyel çalışanlarla ve eski çalışanlarla bağların korunması işveren markasının oluşumu açısından önemli bir etmendir. Şirket içi sosyal gruplar da bağlanmayı beraberinde getirmektedir.


Sözün özü, bana göre sosyal medyanın tekniksel olarak getirdiği özellikler insan kaynaklarının gelişen süreçte içinde bulunduğu ya da hedeflediği noktanın özellikleriyle benzemektedir.


İnsan kaynaklarının sosyalleşme sürecinde en büyük destekçisi kuşkusuz sosyal medya olacaktır. Bundan dolayı ikisin bağdaşlaştığı özelliklerinin olması kaçınılmazdır.