28 Aralık 2013 Cumartesi

Kürsüde Neler Oluyor?

Hepimiz eğitim hayatı boyunca birçok sunum yapmak durumunda kalmışızdır. Bazılarımız ise sunum sorumluluğunu iş hayatında da devam ettirmektedir.

Sunum konusunda tüm tabuları yıkmış, kürsüye/sahneye çıktığı zaman, izleyenleri kendisine hayran bırakanlar vardır. Onlar, adeta ben burası için yaratıldım enerjisi yayarlar etrafına. Ama bu elektriği yakalayamayıp tek duygusu; heyecan olan kişilerde çoğunluktadır.

Peki bu heyecan kontrol edilemez mi?

Kendimden yola çıkarak bu konuda anlatacaklarım var.

Bazı sunumlarımda çok heyecanlandım, bazıların da ise " paylaşacaklarım var, beni dinleyin " özgüveniyle sunumumu gerçekleştirdim. Bu iki durum arasındaki tek fark bana göre kesinlikle "hakimiyet" dir.

Heyecanımı hissettirmediğim sunumlarda konuma hakimdim, konumu benimsemiştim ve ben olarak anlatıyordum. Heyecanımı belli ettiklerim de ise sunumu görev sorumluluğuyla yerine getirdiğimden, "tamamım" diyemediğim bir enerji taşıyordum üzerimde.

O zaman; heyecansız sunum için, " konuya hakim olduğumuz, rol yapmayıp kendimiz olabilme imkanını yakaladığımız" sunumdur diyebiliriz.

Heyecan sebebiniz; sizi izleyenler de olabilmektedir. Unutulmamalı ki onlar bizi yargılamak için orada değiller, onları ilgilendiren sunumun içeriği ve kendi kazanımlarıdır. Bundan dolayı izleyenlerden çekinmemek gerekir. Geçmişte görev aldığım bazı sunumlarda, hocalarım karşımızdakileri marul gibi görmemizi isterlerdi.  Eğer yüzlerine bakınca heyecan katsayınız artıyorsa bunu bende öneririm. Yoksa sizin kırmızı bir turba dönüşmeniz kaçınılmaz olabilir.:)

İçerik

Anlatacaklarınızın içeriği ise en temel etkendir. İlk olarak içeriğe sizin inanmanız gerekmektedir. Sunum sırasında kendi cümlelerinizi kurmanızı tavsiye ederim. Çünkü direkt olarak alıntı yaptığınız içeriğe ne kadar çalışırsanız çalışın sunum esnasında karıştırma ihtimaliniz yüksektir. Yine, içeriğinizi hikayelerle, anekdotlarınız ile desteklerseniz, enerjinizi arttırır ve odak noktası olmaktan uzaklaşmazsınız.

Destekleyiciler!

Evet, karşınızdakiler kalabalık ve siz tek başınasınız. O yüzden destekleyicileriniz her zaman olmalıdır.

Bunlardan biri; küçük not kağıtları olabilir. Bu kağıtlar ne kadar büyük olursa, o kadar strese girebilirsiniz. İçinizden bir ses sizi okumaya itebilir ve okunarak yapılan sunumların hiç bir etkileyiciliği yoktur.  Not kağıtlarınız sıkıştığınız durumlarda yol arkadaşınız olacaktır.

Bir diğer destek ise; teknolojik desteklerdir. Slaytlar artık sunumların olmazsa olmazlarıdır. Slayt hazırlamak ise ayrı bir sanattır. Çünkü can alıcı noktaları yakalayıp oraya yansıtmak gerekir. Tüm içeriğinizi slaytta yazmak bana göre büyük amatörlüktür. Katılımcıların gözünü yormaktan başka bir işe yaramaz bu durum. Slaytlarda en çarpıcı cümleleri gösterip, resimlerle renklendirir iseniz kürsünüzün enerjisini arttırırsınız.

Benim için en önemli destekleyici; SU

Bir el hareketinizle ulaşabileceğiniz yerde mutlaka su bulundurun. Dudaklarınız kuruyabilir, sesiniz çatallaşabilir... Bir su sayesinde, bunların sizi demotive etmesine izin vermemiş olursunuz.

Denge

Eğer sunum yaptığınız yerde bir kürsü varsa dengenizi kürsü sayesinde sağlayabilirsiniz. Tabi tamamen kürsü arkasında bulunmak ölü bir sunum yapmanıza sebep olabilir. Biraz ortalarda kendinizi göstermek isterseniz, unutmayın ki iki eliniz var. İki elinizi temas ettirerek dengenizi kurabilirsiniz. Tabii fazla abartıp dans figürleri ortaya çıkarmamaya dikkat etmeli.:)

Başka bir denge aracı ise; kalemdir. Kalem bilgiyi temsil eder ve sunum sırasında görüntüyü zenginleştirerek dengenizi koruyabilir.

Dış Etmenler

Artık tüm planınızı, provalarınızı yaptınız, gerekli donanımı kazandığınıza inandınız ve son noktayı sunumunuzla koyacaksınız.

Sunum sırasında veya sonunda sorular gelebilir. Eğer ilk başta belirttiğim gibi konunuza hakimseniz, zaten dışarıdan gelen tüm sorulara cevap verebilirsiniz.

Sizden öncekiler ve sonrakilerde dış etmen olarak düşünülmelidir. Sizden önce çıkan süresini aştıysa bu durum sizi etkileyebilir. Bunun için yapmanız gereken tek şey sizden sonrakini düşünmeniz olacaktır. Sürenizi iyi kontrol ederseniz bu durumda sorun yaşatan siz olmazsınız.

...

Bugüne kadar yaptığım sunumlardan çıkarımlarımı harflendirdiğim yazımda sona geldim. Bu hafta lisans hayatımın - tez savunması dışında - son sunumunu gerçekleştirdim. Bundan sonra dileğim; iş hayatımda etkileyici sunumlarla var olabilmek ve bu konu hakkında daha fazla söz sahibi olabilmektir.

Ben ne sunarsam sunayım heyecanlanacağım. Tüm söylediklerim "Heyecan kontrolünün elimizde olduğu" dur. Heyecan işinize verdiğiniz değeri gösterir.

Heyecanla yazdığım yazılarda görüşmek dileğiyle, sevgiyle kalın.:)




0 yorum:

Yorum Gönder