25 Kasım 2013 Pazartesi

Kadın ve Kariyer

Kadınların kariyer basamaklarındaki engelleri bir çok yazıya konu olmuş, bu engellere bilimsel açıdan isimler verilmiş, "Çalışma Hayatında Kadın" dallanıp budaklanan bir araştırma konusu halini almıştır.

Peki bu engeller arasında kadınların kendi tutkularının yeri nedir?


Kariyer engellerinin en önemlisi "Cam Tavan Sendromu" olarak bilinen öğrenilmiş çaresizlik durumudur. Buna göre; kadın, belirli bir noktaya ulaştığında görünmez bir engel algılar ve bu noktadan sonra mücadeleyi bırakarak üst yönetime geçemez.




Diğer bir engel ise; "Kraliçe Arı Sendromu"
Bu kavram arılardan geliştirilmiştir. Bir kovanın içine bakıldığında tüm arılar kraliçe arıya özen gösterir, kraliçe arı ise kovanda ki tekliğinin farkındadır. İş yaşamını da bir kovana benzetirsek; kadının, erkek egemen iş yaşamındaki zorlu mücadelesi, cinsiyet körlüğü, başarıyı yüceltme ihtiyacı, kıskançlık, hemcinslerini tehdit olarak görme gibi faktörler sendromu güçlendirmeye başlamıştır. Kadınlar için artık ilerlemek, bu sendroma ne kadar sahip olduklarıyla ilişkilendirilmiştir.





Bahsetmek istediğim üçüncü sorun; "Süper Kadın Sendromu"

Burada kadınların toplumsal olarak rollerinin fazlalığı ve yoruculuğu etkilidir. Bazı kadınlar toplumun yüklediği iyi bir ev hanımı , iyi bir eş, iyi bir anne misyonunu yerine getirmeye çalışırken, iş yaşamında kendine engeller oluşturabiliyor. Bazıları ise çözümü her işin üstesinden gelebilen "süper kadın modeli" oluşturmakta buluyor.




Buraya kadar genel kabul gören sorunlardan kısaca bahsettim. Bu yazıyı asıl yazma amacım ise "Kadınların tutkuları kariyerlerinde engel olabilir mi?" sorusunun cevabını örneklerle destekleyerek bir tez oluşturmak.


İlk olarak; 19 Şubat 2013 tarihli Hürriyet gazetesinde Ayşe Arman'ın röportaj yaptığı Esra Gönülal Sevilengül ' den bahsedeceğim.

Kendisi ODTÜ Ekonomi mezunu. İş hayatına denetim sektöründe başlamış, 3 yıl sonra kariyerine kurumsal bir şirkette yönetici olarak devam etmiş,10 yıllık süre zarfında pek çok kişinin hayal ettiği yükselişi gerçekleştirmiştir. Buraya kadar toplumsal olarak kazandığı başarıyı, çiçekçilik yapmaya karar vererek geride bırakan Sevilengül, büyük bir cesaret örneği sergilemiştir. Daha önceki işini sevip sevmediği sorusuna verdiği cevap ile, hedefe kilitlendiğini ve sevip sevmediğinin bile farkında olmadığını, yani kraliçe arı sendromundan döndüğünü belli etmektedir. Çiçekçilik işinde kazandığı başarıyı ise "tutku duyuyorsan başarılı olmaman mümkün değil!" cevabıyla özetlemiştir.

Bu örnek iş hayatında iki türlü başarı elde etmiş olumlu bir örnektir. İlk başarısının sebebi hırs, ikinci başarısının sebebi ise tutkularıdır sadece.

Bu durum akılda "Kadınlar iş hayatında hırslarıyla mı? yoksa tutkularıyla mı? hareket ediyor." sorusunu oluşturmaktadır.

İkinci örnek ise herkesin tanıdığı bir isim ; Nazlı Tolga

Haber spikerliği alanında kazandığı başarısı herkes tarafından kabul gören Tolga, evlilik kararı vererek kariyerinde hayal edilen noktada ara vermiş ve gönlüyle yani tutkularıyla karar verdiği yolda devam etmiştir hayatına. Üstelik içinde bulunduğu sektör, dönmek istediğinde başarısını aynı yerden devam ettirebileceği kesinliğini vermeyen bir sektör olduğundan, hırslarıyla yürüyenlerin yoldan ayrılacağı bir alan değilken...

Verdiğim iki örnekteki kadınlardan biri mutluluğu başka bir çalışma alanında, diğeri çalışma hayatından uzaklaşarak bulmuştur. İkisinin ortak noktası ise "tutku" sözcüğünde kesişmektedir.


Kariyer hayatında, ister toplum kadınlara engel oluştursun, isterse kendi tutkuları... Süper kadınlık bir sendrom olarak nitelendirilse de "Her kadın süper kadındır!" diyerek, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Gününde bu yazımı noktalıyorum.


Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle, sevgiyle kalın.:)

0 yorum:

Yorum Gönder