18 Ekim 2013 Cuma

Sosyal Medya ve İK (1)

Çağımızın en büyük alışkanlığı; SOSYAL MEDYA!
   
                               

Sosyal medya konusunda kendimi her ne kadar profesyonel görmesem de profesyonel olabilmek için ilk adımı "Sosyal medya ve İK" konusunu bitirme tezimin konusu yaparak atmış bulunmaktayım. Tez sürecinde edindiğim bilgilere blogumda yer vereceğim.

Çağımızın en büyük alışkanlığı olarak belirttiğim sosyal medya, artık alışkanlık olmaktan çıkmış hayatımızın parçası olarak yerini almıştır. Öyle ki uyandıktan sonra "Ben uyurken dünyada neler olmuş?" diyerek tabletlerini/telefonlarını eline almayanların sayısının oldukça az olduğunu düşünüyorum.

Bu kadar hayatımıza hükmeden sosyal medyayı "ne kadar doğru kullanıyoruz?" sorusunu kendimize sormamız gerek sanırım.

Maalesef çevremizdeki çoğu kişi sosyal medyayı hala fotoğraf, video, söz vs. paylaşımı yapacağı bir eğlence ve iletişim kanalı olarak görüyor. Oysa sosyal medya o kadar küçümsenmemeli! Bilinmesi gereken sosyal medyanın pazarlama ve reklam alanında kalmayıp her alana yayıldığıdır. İnsan Kaynakları'da bu alanlardan biridir!

Bu kadar büyük bir kitleye hitap eden sosyal medyayı işe alımcıların görmemesi zaten kaçınılmazdı. Yine de dünya'da ki ile Türkiye'de ki istatistikler karşılaştırıldığında ülkemizin bu alanda geride kaldığını söylemek mümkündür. Özellikle sanayi sektörü işe alımcılarının sosyal medyayı pek fazla kullanmamaları bu istatistikleri etkilemektedir.

İşveren tarafından değilde bireysel kullanım açısından değerlendirme yapmak benim konumumdan daha doğru olur.

Sosyal medya araçlarından; yazılarımı paylaştığım bloglar dan bahsetmek gerekirse; bloglar, uzman olduğunuz ya da uzman olmak istediğiniz alanlarda kısıtlama olmaksızın yazılar paylaşacağınız ve geniş kitlelere ulaşabileceğiniz bir alandır. İşletmeler müşterilere, bireyler uzman olduğu konuyla ilgilenecek işverenlere ulaşabilirler. Ama en önemli etkisi kuşkusuz bireysel gelişime sağladığı katkılardır.

GOOGLE'LANIYORUZ!
                           

Günümüzde şirketler kadar bireylerde google'lanıyor. İsminiz google'a yazıldığında ortaya çıkacak sonuç en büyük referanslarınız dan biri olabilir. Arama sonucunda ortaya çıkan Facebook, Twitter, LinkedIn... hesaplarınız dan ziyade blog yazılarınız göze çarpacaktır.

Bu yazılar karşısında alacağınız yorumlar sayesinde kendinizde göremediğiniz eksikleri görebilir ve kendinizi geliştirebilirsiniz. Olumlu yorumlarda şüphesiz en büyük motivasyon kaynağınız olacaktır.

Markalar Sosyal Medya'da!

Günümüzde bir markanın sosyal medyaya sırtını dönmesi, yer almasından daha riskli olsa gerek. Çünkü tüm rakipleri sosyal medyanın insan kaynakları,reklam ve pazarlamayla ilgili getirilerinden pay alırken hiç bir marka bu yarışta geride kalmak istemez.

Bundan bahsetmemin sebebi sosyal medya ve pazarlama konusuna girmek değil. Bu konuyu bireysele indirgemek gerekirse; herkesin alanında kendi markasını oluşturabileceğini söylemek yanlış olmaz. Katıldığım bir girişimcilik eğitiminden kulağımda kalanlardan biri "Her şeyden önce sen bir markasın, önce kendini keşfet ve geliştir." olmuştur. Fikrimce bu kadar fazla insana hitap edebildiğimiz sosyal medya marka olma yolunda en iyi fırsattır.

...

Blog yazılarının uzun olmamasından yana olduğum için ve devam etsem oldukça uzayacak bir yazı olduğu için bu yazımı burada kesiyorum. Bu konuda daha bir çok yazıda görüşeceğimizi söylemeliyim.
                                   
Son olarak bu alanda yazı yazmamda esin kaynağı olarak belirlediğim Kaynağım İnsan blog yazarı İpek Aral Kişioğlu'na ve Sosyal Medya 101 2.0 kitabı yazarı Murat Kahraman'a teşekkürü bir borç bilirim.

Sevgiyle kalın.:)