10 Ocak 2013 Perşembe

Tuğla Dizemeyen Kahramanlar; İK'cılar


İnsan kaynakları departmanları üzerine düşünülen şeyler benzer birbirine.  Bazı kişilerin gözünde ik’cılar iş yapmaz, ik’cılar süs olsun diye yer edinmişlerdir şirkette... bu ve bunun gibi düşünceler oldukça fazladır, bizzat bu düşüncelere şahsen de şahit oldum. Departmanlara işe alım üzerine oluşturulmuş bir fıkrayı paylaşmak istiyorum;
 ‘’ 100 tane tuğlayı belirli bir düzende, tek penceresi olan bir odaya yerleştirin. Adaylarınızı ikişerli veya üçerli gruplar halinde içeri yollayın. Altı saat içeride bıraktıktan sonra sonuçları analiz etmek için geri dönün,
-          Eğer tuğlayı sayıyorlarsa muhasebe departmanına,
-          Bütün tuğlaların yerini değiştirmişlerse, mühendislik departmanına,
-          Garip bir düzende tuğlaları dizmeye çalışıyorlarsa planlama departmanına,
-          Tuğlaları birbirlerine fırlatmışlarsa, operasyon departmanına,
-          Uyuyorlarsa, güvenlik departmanına,
-          Tuğlaları en ufak parçasına kadar kırmışlarsa, Ar-ge departmanına,
-          Hiçbir şey yapmamışlarsa, ik departmanına,
-          Bir sürü değişik kombinasyon deneyip, hiçbir şey başaramamışlarsa, satış departmanına,
-          Çoktan arazi olmuşlarsa, pazarlama departmanına,
-          Pencereden dışarıyı seyrediyorlarsa, stratejik planlama departmanına,
-   Son olarak, tek bir tuğla yerinden oynamamış ve hararetli bir tartışma dönüyorsa, üst yönetime.’’
                      
                            

Bu fıkra çok acımasızca geldi bana. Ama ne yazık ki çoğu departman için bu ve benzeri önyargılar bulunmaktadır insanların fikirlerinde. Fakat hepsi bir tabudan ibarettir. Diğer departmanları yorum dışı bırakarak kendi alanım olan İK için oluşan tabuları değerlendirmek istiyorum.
Evet, maalesef böyle bir algı var; İK departmanı en boş departman, hiçbir iş yapamadan işin kaymağından yararlanırlar diye. Kesinlikle yanlış olan bu tabuyu ik çalışanları da, uzmanları da, sevdalıları da... Yani bu alana emek vermiş kişiler kabul etmezler. Kabul etmemekte de %100 haklılar. Çünkü fikrimce ik; işyerinin hukukçusunu, psikologunu, öğretmenini ve daha nicesini içinde barındıran bir departmandır.
Her şeyden önce işyerinin terazisi olan ik, işçi ve işveren arasında denge noktasındadır. Bu denge çok hassastır. Bunu kontrol altında tutmak ise zordur.
Örneğin; domatesi çiftçi yetiştirir, satan ise pazarcı, manav vs.dir. Ama teraziyi kullanan satan diye bu satanın üstünlüğünü oluşturmaz. Teraziyi yok sayamayız bu evrede. Terazi; haktır, adalettir, iki tarafında doyum noktasını ölçendir.
Bu yüzdendir ki ik hiçbir şey yapmıyor bakış açısı ortadan kalkmalıdır artık. Çocuklar duymasının personel müdürü Meltemi’nin yaptığı işten daha çok işi vardır ik’cının. En önemlisi tatminsiz varlık insanın iki zıt kutbunu tatmin edendir ve yüzü her zaman gülmek zorunda olandır...
O zaman bu kadar işi yapıp da yaptığı gözükmeyen ik’cılar işyerinin görünmez kahramanlarıdır.
Haklının hakkınca anıldığı günlerimiz olsun,sevgiyle kalın J

0 yorum:

Yorum Gönder